20 Mayıs 2009 Çarşamba

RYbak ,bana bir BAK ..Şerefe Canım...


Bugünden sonra tanışacaksınız ''ÇİP'' ile...Çip kimdir,nedir,ne değildir? Aslında ÇİP çok şeydir.Binlerce yıldır gezip,tozan ve tarihte kalmış soru işaretlerini cevaplayan bilge bir kişiliktir.İleride bunu göreceksiniz.Şimdi ise kendisi Rusya'dan bildiriyor:
Salutasyon herkese,nasılsınız? Ayağımın tozu ile Rusya da örovizyondan geldim. gayet güzel geçti,çok yönlü,pardon çok güzel ikili,üçlü ilişkiler kurdum ve geldim. Oradaki kankam Alexandre Rybak idi.yanına gelip hey Alexandre s..k sallandır dediğimde,karşılıklı kopuşumuz dostluğumuzu tetikledi. Sohbet muhabbeti ilerledikçe ilerledi,birinci olduktan sonra da ilk benimle paylaştı sağolsun. Bizde rahat sohbet edeceğimiz bir yere gittik. Zaten ne kadar rahat olduğumuz sanırım belli oluyor.(Bknz Resim,kırmızı donlu benim arada.) Şarkısından bahsettik uzun uzun,Türk insanları hakkında konuştuk.Uğur Dündar'ın söylediklerini söylediğimde kırıldı ve ağladı.Onu teselli etmek için keman çalmak zorunda kaldım.hayatımda ilk kemanı 14 yaşında kamil abinin mağazasından çalıp,anında tutuklanmıştım zaten.Neyse,kemanın teli kopuktu performans sırasında farkındaysanız,onu ben kopardım uğur olsun diye,öyle şeylere inanırmış Rybak...havadan sudan baya sohbet ettik,Hadisenin komşuları olmasa Norveçten bi pok olmaz sözü üzerine konuştuk,baymaya başladığım an hemen lafı soktum:Rybak,bana bak,bizim 1 atasözümüz var,Ev alma komşu al derler...O sırada Alexandre 4. Kadehini bitirdiğinde hafif çakırlaşmaya başladı.peri masalı üzerine konuşamadık ama ben ona uyuması için istanbul masalını anlattım...yakında istanbula gelecek,Reina,Boğaz da gezip,merhaba Tilevole diyip geri dönecek...Harbi delikanlı çocuk ben sevdim,neyse yakında görüşecez zaten...Bizuuuuu herkese

Ğ CEMAATİ - KOYVERİN


(Yumuşak G Cemaati okunur.)
Değişik bir adamdı Kürşat,çocukluğunda insanlardan çok kurtlarla dostluk kurmuştu. Çocukluğunda akranları superman ve benzeri uçucu kahramanlara özenirken,onun tek bir kahramanı vardı:Kırmızı Başlıklı Kızda ki kurt. Onun zekasına orda hayran olmuştu ve büyüyünce kurt olmalıydı,ne yapıp edip hemde. Büyüdü,kocaman çocuk oldu,ama Kurtlara olan sevgisi gün be gün artıyordu. ve bir gece inanılmaz bişey oldu,kurt gibi uluma dersinden dönerken,arabası bozuldu,tekerlekleri tekmelerken ve yumruklarken çevresine bakmayı hayal edemedi. tam karşısında bir demir çelik fabrikası duruyordu,önünde duran 80 yaşındaki adam,ağzında maltepe sigarası tüttürüyor ve aynı anda sesleniyordu.''lastik mi patladı genç adam'' Kürşat acayip sinirlenir:''belli olmuyor mu moruk?'' sorusunu sorduktan sonra,geriye dönen yaşlı adam fabrikadan içeriye girerken ulur,Kürşat sadece dinler,ağzından tek bir kelime çıkar:''Sensei...'' apar topar içeriye girer ve masa üzerinde gördüklerine inanamaz,boy boy bıçaklar,small,medium,large,xlarge,battal... Kürşat şaşırır,ve yaşlı adam eline aldığı 3 sivri bıçağı Kürşat'ın eline takar...Kürşat neye uğradığını şaşırır:''Bunlar benim için yapılmış sanki.'' dedikten sonra Yaşlı adam gülümser:''Evet evladım...''kısa bir sessizlikten sonra yaşlı adam sessizliği bozar:''Fatura ya da fiş farkeder mi? Fatura almazsan Kdv yi sileriz.158 TL...'' Kürşat şaşırır ve sinirlenmeye başlar,o sinirle bıçakların artık çalışması hızlanır. Bıçaklar,teninin içine girer ve istediği zaman,aç kapa misali çalışmaya başlar.Kürşat artık KOYVERİN olmuştur..adam hala parasını ister,Kürşat cebinden kredi kartını çıkarır ve adam uzatır:''HUMUS'a kaç taksit?'' adam kredi kartını alır ve ödemeyi tahsil eder,Kürşat arabasının bozulduğunu unutur ve az ilerideki MOTEL'in yuolunu tutar. oda kiralar,bir yandan ellerindeki makaslara bakmaktadır. ve TV yi açar,inanılmaz güzel ve ödüllü bir konulu film vardır,Kürşat tahrik olmuştur,ve izleme ile birlikte kendini tatmin olayını düşünür,düşünemediği tek birşey vardır:elinde ki bıçakları...çevrede oturanların kulakları bu sesle çınlar:''Uuuuuuuuhhhhh,yandım a.q...yandımmmmmmm'' Acıbadem ambulansı Kürşatı hastaneye yetiştirir, çavuşu oldukça yaralanmıştır, ve acil ameliyata alınır,ameliyata girmeden önce tanışır onunla:Profesör Havyar...kel bir adamdır,topik kullanmış,ama bunda başarı sağlayamamıştır...Ameliyata girer,artık efsanevi Ğ CEMAATİne ilk adımını atmıştır...

19 Mayıs 2009 Salı

Kerata Kit


evet...ben bir Bruce lee jenerasyonu çocuğuyum,evden kaçtım ve otobüs,tren,uçak,zeplin,denizaltı,yayan,at...kullanarak ulaştım Amerikaya,fırsatlar ülkesi lafı benim için önem teşkil etmemekle beraber ben O'nu yani Miyagiyi aradım ve buldum,sağolsun 2 ay boyuncu evini pırıl pırıl ettim,yemek yaptım,ayaklarını yıkadım....Hiçbirşeye hayır demedim ama masaj isteyince üstelik bana ''Selimo Sun ,i want a happy ending massage...come on!'' dedikten sonra,izin isteyip,sözde tuvalete gidiyorum diye o evden kaçtım...karate öğrenemedim ama gıçımı kurtarmıştım....

13. Hayırlı Cumalar


Hayırlı Cumalar Jason;
Yıllar süren çalışmalarımdan sonra,bir uzlaşıyı daha sizlerle paylaşmak istedim. Meşhur seri katil Jason Voorhees ile son cinayetinden sonra Starbucksta söyleşme fırsatı buldum. Kendisi içini bana döktü:'' Yıllardır beni hep seri katil bilirler,ama hiç benimde bir insan olduğunu düşünmediler selim bey.Neden????'' Ses tonunun yükselmesinden dolayı azıcık tırsttım ve çevreme baktım,2 çalışan vardı sadece.Biri şişman gözlüklü,diğeri esmer bir çocuk yere paspas atıyordu. Masada duran bıçağı alıp incelemeye başladım:''Made in Suisse yazdığına bakma.Çek kalayı var içinde...''dedi. O sırada hüzünlendiğini farkettim,birden başlayan Ezan'dan hafif tırsttı,ben ona İslamiyeti anlattım,faziletlerini,erdemlerini.Donakalmıştı,ve aslında ona 13.Cuma diye birşeyin olmadığını,sadece Hayırlı Cumalar olduğunu anlattım. Ve o cani gitmiş yerine bambaşka biri gelmişti. ertesi sabah İmam'a gittik ve Jason islamiyeti kabul etti. Bundan sonra ismi Ceyhun Aksurat oldu... Kendisi Umre zamanı Hacca gidip,tövbe edene kadar yer yer ufak çaplı cinayetler işleyeceğinide sözlerine ekledi.

Dünya T..şak Haftası Etkinlikleri

Bu özet kullanılabilir değil. Yayını görüntülemek için lütfen burayı tıklayın.

2010 Eurovisiona katılacak grup :''HADİSEne be!''


Ve 2010 da Norveçte yapılacak Eurovision yarışmasını kazanmak için TRT şimdiden atağa başladı. 3 genç kızdan oluşan ''HADİSEne be'' isimli gruba tam yetki verildi. Grubun lideri Selin(en sağda kapalı giyinen) en iyi şekilde hazırlanacaklarını ve kendilerine Dana İnternational'ı örnek aldıklarını söyledi. Diğer grup üyelerinin oldukça seksi giyinip,kendisinin neden kapalı olduğu sorularını yanıtlamaktan kaçınan Selin'in göbek kısmında azıcık fazlalığı olduğu ortaya çıktı. Önceleri solo albümü ''Azım değil Fazlam var'' ile müzik piyasasını yerle bir eden Muhlise(ortadaki sarışın hanım) oldukça iddialı konuşarak,Oslo'ya tarih yazmaya gideceklerini söyledi. Öncelikle İsveç,Finlandiya,Danimarka,İzlanda gibi yakın komşu ülkelerde halkla bire bir ilişkiye gireceklerini söyleyen Muhlise,Eurovisionda ki kuzey ülkelerin hegamonyasını yıkmaya niyetli olduklarını söyledi. Grubun beyni,ağzı kulağı olan İlyasella ,günlerdir uyumadığını ve seçim için 3 parça oluşturduklarını söyledi. Basın toplantısında patlayan silikonuna yaptığı yama ile ilgi çeken İlyasella aynen şunları söyledi:''3 parça hazırladık. Birincisi 'Çakar mısın Yarına mı Bırakırsın?' oldukça romantik bir parça,'Döndük bir kere,geriye dönemeyiz' oldukça çıstak ve oynak bir parça,son olarak 'Van Minit Cahit' tek ingilizce parçamız.Keşke okazyon olsada 3'ünü beraber söylesek.'' Basın toplantısı sonunda keyifsiz olan Selin,medya mensuplarından kaçmasının sebebi,menajeri tarafından açıklandı.Buna göre henüz Vatani hizmetini yapmamış olan Selin'in yurtdışına çıkış yasağı bulunmakta,keyifsiz olduğu her halinden belli olan Selin basın toplantısını terk ederek soluğu sevgilisi Nihat Akıllı Soğan'ın evinde aldı...HADİSEne be! grubunun arkasındayız ve destekliyoruz...

Omo'nun Global Reklamı


sevgili Omo Yönetimi;
Ürününüzü Amerika'ya pazarlamak için size en nihai çözümü buldum. Buna göre yanda ki film karakteri olan,çocukların yakın dostu Chucky isimli bebeği kullanmanızı öneriyorum. Böylelikle hem anneleri hemde çocukları etkileyebilirsiniz,sizin için resmide buldum. Daha ne yapiyim ya! Herhangi bir maddi beklentim olmadan size yardım ediyorum,maksat yerli bir markanın tanıtımıdır.Bunu reklam yapın bakın Omo nasıl uçuyor. Yanlız sloganı azıcık değiştirecem:
''Kirlenmek ciddi anlamda güzeldir,OMO'yla her tarafım kan içinde kalsada artık önemli değil.İyi varsın OMO...''

18 Mayıs 2009 Pazartesi

HADİSE BANA BİR ryBAK...


Fairytale,Eurovision 2009'un tartışmasız kralı. Herkes bu şarkıyı neden yerden yere vurdu bir türlü anlayamadım. Uğur Dündar bile çıktı(Türkiye de dolaşacak bütün mutfakları dolaştığından,şu anda boşa çıktı) bu şarkı bir rezalet dedi. Zaten TR halkı muhtemelen aynı görüşteki,biz 2 puan verdik.Şarkıdan ne kadar anladığımız ortadayken hemde. Neyse Alexander Rybak denen bu şeker çocuk,çoğu kişiyi g..t etti.Bizim Divamız,Yedigün reklam yıldızı Hadise hanım ise atıp tutmaya başladı:''Seneye bizde çoluk çocukla katılalım ve kazanalım.'' Lafa bak ya.Üstelik Rybak Hadise ile nerdeyse yaşıt. Hadise gezmiş,görmüş yaşamış ya...Hele hele ilk dinlediğim şarkı benim gençliğimde dans ettiğim bir şarkının çakması,give it up adlı şarkı.(give it up,give it give it up..yeaaahhh) Anlayacağınız ben kızdım Hadiseye,bu kadar yerden yere vuracak nesi vardı? Yok komşuların kıyağıymış...Norveç'e hiçbir komşusu oy vermese bile açık ara kazanırdı,Belçika sana neden 12 puan verdi diye düşündünmü? bence sen gene 4.lüğü öp başına koy bu kötü performansa rağmen,neydi o kıyafetler ya,19 Mayıs gösterisine çıkan kızlar gibi,tiksinçti ya...Fairytale iyi şarkıydı,ben sevdim,sevmeyenler sevmesin,çokta bir tarafımda.Ama şarkıya laf etmeyin,önce aynaya ardından RyBAK a BAKın...Ok mi Hadise efendi? İlk gördüğümde bana çok aşina gelen bu parlak çocuğu daha evvel nerde gördüğümü hatırladım. Dummy isimli hollywood filminde Ventrolog kuklası rolündeydi,bunu sizlerle paylaşmak istedim...

15 Mayıs 2009 Cuma

Issız Adam ıssız da,Ada çok mu ıslı?


ne furyaydı be o? Çağan Irmak'ın yeni filmi ıssız adam fırtınalar estirdi. Bir arkadaşım yanıma geldi,abi dün bir filme gittik,çok iyiydi manyak ağladım dediğinde şaşırdım. manyak nasıl ağlanabilir önce onu anlamaya çalıştım. Bende ağlamalı filmleri sevdiğim için,meyilli olduğumdan bile bile lades diyelim dedim. Ve eşim ve bir arkadaşı(kız) istinye park,istikamet ıssız adam dedik ve filme girdik. film bir başladı,dedim abi,biz konulu filmemi geldik? Ahçımız,kameradan birileri ile yazışıp soluğu onların evinde aldı. ya adam be,eşek kadar adam oldun,tanımadığın kişilerin evine gittiğine göre,arkan sağlam,ya da böbrek kaptırma korkun yok. sen ne biçim adamsın be Ahçı...ya birde aklıma o ahçıyı izlerken Steven Segal geldi,hani o çekik gözlü,at kuyruklu yakışıklı adam...o da bir filminde ahçıydı,kuşatma altındaydı filmin adı,ama o ahçıydı,derler ya elinden zehir yenir,işte ondandı o.Ama Alper ahçının elinden ilk 20 dakikayı izledikten sonra çay alıp bile içmek içimden gelmedi. neyse filme devam edelim,GAYik'e sarmayalım. bu arkadaş bir kaç dakikada bizim aşkı memnu da Behlül efendinin aylardır yapamadığını,birkaç dakikada şip şakladı. neyse onuda geçtik,benim aslında eleştirdiğim ve çağan ırmak'a kızgın olduğum sahneye gelelim...eve geliyorlar,kız mutlu portakal suyunu açmış,dolaptan yalancı dolmalarını almış,keyifle yiyor,muhtemelen birkaç dakika sonra olası bir sevişme ihtimalide var,kız havadan sudan konuşuyor,kendi kendine gülüyor,dolmalarıda götürmeyi ihmal etmiyor. sen çıkıpta:''Ada ben ayrılmak istiyorum.'' diyorsun. ya sen ne şerefsiz,ne edepsiz,ne ıssız adamsın ya. Dolma yerken bir kızdan ayrılınır mı? işte benim en çok ağladığım sahne oydu,bu kadar vahşi,bu kadar cani olamaz bir insan.Üstelik sen şefsin be adam,istasyon şefi değil! kusura bakmayın,gözlerimden gene yaş gelmeye başladı,daha fazla yazamayacağımmmm...