70 li yıllarda TV yoktu demiştim. Gazete bile fazla okunmuyordu,o zamanlar ülke çalkalanıyordu,siyah inci ileri siyah inci geri.Kaşıkçı Elmasından bile değerli olduğunu söylediler.''My precious'' diyerek yola koyuldum,istikamet Brezilyaydı.Allahın işine bak dedim kendi kendime,inciler hep beyazdı,inci dişli çocuk,inci beyazlığı kelimeleri bu beyazlıktan gelmekteydi.Peki şimdi ne diyeceklerdi.Yorum yapmam için önce şu siyah inciyi görüp,elime almam,incelemem lazımdı. Havaalanında lambadacılar karşıladı beni,ve tarafıma ayrılan limuzin'e atladım.Heyecan doruktaydı.Şöför dikiz aynasından beni izliyor,ardından yola devam ediyordu:''İlk ziyaret mi Mösyö Çip?'' diye sordu sonunda dayanamayıp.Evet paşam,ilk dedim.Güldü.''Bu kadar yolu siyah inci için geldiğinize inanamıyorum.'' dedikten sonra önüne döndü.Ona ne ya? Ben yüzlerce beyaz inciyi dalarak çıkardım,siyahını görmek hakkımdı. Manyak bir trafiğe girdik. Maç olduğunu söyledi. Arabada 45 dakikanın ardından stadın önüne geldik,kapıyı Adriana Limanın annesi açtı.O da bir nevi Limaydı.Elimi sıktı:''Siyah inci sizi bekliyor.'' Bu ilgi alaka deliydi,stad siz deyin 40 bin ben diyim 150 bin kişiydi.Staddan içeri girdim,anne Lima'yı takipteydim.Bir kapının önünde durduk.Buyrun dediler, heyecanla Siyah İnci'yi görmek için içeri girdim.Bir soyunma odası,içeride güneşten yanmış bir çocuk,üzerinde sarı bir forma vardı.Beni görünce ayaklandı.Yanıma geldi ve bana sarıldı:''Aylardır bu anı bekliyordum Sayın Çip.'' Şaşırmıştım,çocuk hala sarılıyordu:''İnci cebinde mi paşam?'' dedim. Güldü. ''Siyah inci benim'' dedi. Etrafta kamera olup olmadığını kontrol ettim,kesin eşek şakasıydı bu. Ama baktım çocuk ciddi.''Adın ne paşam senin?'' Güldü.''Edson Arantes de Nascimento.'' dedi. Ne??? dedim,3 kere daha tekrar etti.En sonunda kızdım:''Böyle isim mi olur oğlum,ileride Üniversite sınavlarına giremezsin.Tek heceli bir ismin olsun senin.''Çocukcağız heyecanlanmıştı''Bende bunu istiyorum Çip.Aklımda Pelerin var.Nasıl olur?'' Güldüm:''O da çok uzun Pele de olsun bitsin.'' Çığlık attı''Peleeeee....evettttt'' Ve ismi Pele olarak kaldı,bende Siyah inci beklerken bu çocukla zaman kaybettim.Sonra ünlü bir topçu olmuş.Sinema filminde bile oynamış,hatta beni aradı önce:''Çip Zafere Kaçış diye bir filmde oynicam.Stallone de var,kaleci.'' Güldüm:''Kaleye Rüştü'yü alırsanız oynarım'' dedim.Kabul görmedi tabi ki...
Brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Haziran 2009 Pazartesi
Siyah İnci topçulukta Birinci...
70 li yıllarda TV yoktu demiştim. Gazete bile fazla okunmuyordu,o zamanlar ülke çalkalanıyordu,siyah inci ileri siyah inci geri.Kaşıkçı Elmasından bile değerli olduğunu söylediler.''My precious'' diyerek yola koyuldum,istikamet Brezilyaydı.Allahın işine bak dedim kendi kendime,inciler hep beyazdı,inci dişli çocuk,inci beyazlığı kelimeleri bu beyazlıktan gelmekteydi.Peki şimdi ne diyeceklerdi.Yorum yapmam için önce şu siyah inciyi görüp,elime almam,incelemem lazımdı. Havaalanında lambadacılar karşıladı beni,ve tarafıma ayrılan limuzin'e atladım.Heyecan doruktaydı.Şöför dikiz aynasından beni izliyor,ardından yola devam ediyordu:''İlk ziyaret mi Mösyö Çip?'' diye sordu sonunda dayanamayıp.Evet paşam,ilk dedim.Güldü.''Bu kadar yolu siyah inci için geldiğinize inanamıyorum.'' dedikten sonra önüne döndü.Ona ne ya? Ben yüzlerce beyaz inciyi dalarak çıkardım,siyahını görmek hakkımdı. Manyak bir trafiğe girdik. Maç olduğunu söyledi. Arabada 45 dakikanın ardından stadın önüne geldik,kapıyı Adriana Limanın annesi açtı.O da bir nevi Limaydı.Elimi sıktı:''Siyah inci sizi bekliyor.'' Bu ilgi alaka deliydi,stad siz deyin 40 bin ben diyim 150 bin kişiydi.Staddan içeri girdim,anne Lima'yı takipteydim.Bir kapının önünde durduk.Buyrun dediler, heyecanla Siyah İnci'yi görmek için içeri girdim.Bir soyunma odası,içeride güneşten yanmış bir çocuk,üzerinde sarı bir forma vardı.Beni görünce ayaklandı.Yanıma geldi ve bana sarıldı:''Aylardır bu anı bekliyordum Sayın Çip.'' Şaşırmıştım,çocuk hala sarılıyordu:''İnci cebinde mi paşam?'' dedim. Güldü. ''Siyah inci benim'' dedi. Etrafta kamera olup olmadığını kontrol ettim,kesin eşek şakasıydı bu. Ama baktım çocuk ciddi.''Adın ne paşam senin?'' Güldü.''Edson Arantes de Nascimento.'' dedi. Ne??? dedim,3 kere daha tekrar etti.En sonunda kızdım:''Böyle isim mi olur oğlum,ileride Üniversite sınavlarına giremezsin.Tek heceli bir ismin olsun senin.''Çocukcağız heyecanlanmıştı''Bende bunu istiyorum Çip.Aklımda Pelerin var.Nasıl olur?'' Güldüm:''O da çok uzun Pele de olsun bitsin.'' Çığlık attı''Peleeeee....evettttt'' Ve ismi Pele olarak kaldı,bende Siyah inci beklerken bu çocukla zaman kaybettim.Sonra ünlü bir topçu olmuş.Sinema filminde bile oynamış,hatta beni aradı önce:''Çip Zafere Kaçış diye bir filmde oynicam.Stallone de var,kaleci.'' Güldüm:''Kaleye Rüştü'yü alırsanız oynarım'' dedim.Kabul görmedi tabi ki...
Etiketler:
Adriana Lima,
Brezilya,
çip,
edson arantes de nascimento,
pele,
pelerin,
rüştü,
siyah inci,
stallone,
üniversite sınavı,
zafere kaçış
30 Mayıs 2009 Cumartesi
İndi Baba İndi Hakkedene Bindi...

Gaza gelmem derdim ama bu sefer geldim.Survivor diye bir yarışma var,mutlaka katılmalısın Çip dediler.İsmi şeker geldi bana,Müzik yarışması sandım.Eye of the Tiger şarkısını söyleyen grubun adıydı Survivor.Bende ne bileyim müzik yarışması,arada kaynarız dedim. Buluşma yerine geldik. Ormanlık bir alandı,sağıma soluma bakıp,beni oraya getirenlere kaydırıyordum. Dedimki herhalde dağa çıkıp sakin bir ortamda müzik yapacağız.Sustum kendi kendime,sonra bir kamyonete bindirdiler ve bir yere bırakıp gittiler. Sonrada bir sürü görevler verdiler,yok atla,kes,zıpla...Örümceklerin arasından yürüttüler beni.Tiksinç dakikalar yaşadım. Gömleğim yırtıldı,en yakın dostum elmamdan çıkan tırtıldı...Birden düşünmeye başladım,ben değişik bir tip olmuştum burda ya,herkes bana saygı duyuyordu.Kendime olan güvenim gelmişti.Adam olmuştum,karakter olmuştum. Bu karakter Beyazperdede olmalıydı ama kim taşıyabilirdi.Hemen Steven'ı aradım(Spielberg) ''Alo,Steven Şabat şalom...nasılsın? Evet çekmiyor.Brezilyada bir yerde dağlık alan.Neyse fazla kontörüm yok.Sen konu arıyordun ya.Ben sana buldum.'' Steven inanılmaz heyecanlanmıştı,ne diyeceğini bilmiyordu,ben devam ediyordum:'' Bak şimdi bir karakter yapacaz,elinde kamçısı...'' O sırada Jones diye bir arkadaş ağaçtan inen birine bağırıyordu,hemen aralarına girdim:''İndi ama Jones...kızma ona...'' Jones uzaklaştı,ben kendi kendime İndi ama Jones diye mırıldanıyordum.Spielberg''Ordamısın'' dediğinde telefonda çığlığı bastım :''İndiana Jones...İndiana Jones....'' ve 3 saniye sonra telefonumun kontörü bitti...sinirden telefonu çağlayandan aşağıya atarken kendimide attım...ve aylar sonra galasında İndiana Jones'u izlediğimde kendimi bulmanın huzuru ile gözyaşlarımı tutamadım...
Etiketler:
beyazperde,
Brezilya,
çip,
gala,
hollywood,
indiana jones,
spielberg,
survivor,
şabat şalom,
yarışma
19 Mayıs 2009 Salı
Dünya T..şak Haftası Etkinlikleri
Bu özet kullanılabilir değil. Yayını görüntülemek için lütfen
burayı tıklayın.
Etiketler:
Acun Ilıcalı,
Adriana Lima,
Avuç,
Brezilya,
ele alma,
hand job,
iç çamaşırı,
Mahir Dikik,
Prostat,
samba,
ürolog,
var mısın yok musun?,
Victoria's Secret
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
