ilyas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilyas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2009 Cuma

''Çip'' Sinema Filmi Olacak...İnşallah :)))

Kısa zamanda kendini çok sevdiren ''Çip'' karakterini senaryolaştırmaya karar verdim.Ve çalışmalarına başladım.Bakalım ortaya nasıl birşey çıkacak ama ben umutluyum...Güzel birşey olacağından,aşağıda ''Chip'' filminin Synopsisini okuyabilirsiniz:
ThE ChiP’

‘’Tarih’in taşları yerinden oynayacak…’’


Çip,çocukluğundan beri hayal aleminde yaşayan,37 yaşına gelmesine rağmen hala içindeki çocukla yaşamaktan mutlu olan bir adamdır. Aile şirketinde çalışmasının dışındada,senaryo yazmaktadır.Kızı ve Eşi’ne tapan biridir.

Moris ve İlyas; Çip ile aynı okulda okumuş.İleri zekalı 2 bilim adamıdır.Genç yaşta elde ettikleri başarılar ile Yurtdışında burslar kazanmış ve Dünya’nın sayılı bilim adamlarından olmuşlardır.Son 5 senede üzerinde çalıştıkları ‘’Zaman Kapsülü’’nün artık son aşamasına gelmişlerdir. Bu proje üzerinde çalıştıklarını onlardan başka kimse bilmemektedir. Artık zamanda yolculuk yapmak için her şey hazırdır:Yolcu dışında.Kendi aralarında konuşurlarken,yolcu seçiminde son derece dikkatli olmak zorunda olduklarının farkındadırlar.Bu kişi güvendikleri ve onlara inanan biri olmalıdır. Kafaya kafaya verdiklerinde akıllarına herhangi bir isim gelmez.Laboratuarda masalarını düzenlerken birden masanın üzerinden yere yıllık düşer ve bir sayfası açık kalır.İlyas ve Moris açılan sayfadaki resme bakarlar,ardından birbirlerine bakarlar.Aynı anda sevinç çığlığını basarlar:’’Çipppppp!’’

Ertesi sabah Çip’i ararlar.Çip onlarla dışarıda bir Cafe de buluşur.’’Kafanızı kaldırıp Kahve içecek zamanıda buluyormuşsunuz demek ki!!’’ İlyas ve Moris birbirlerini süzerler,artık konuya girmenin zamanı gelmiştir.’’Çip,farzetki zamanda yolculuk yapma şansın var.Nereye gidersin?’’ Çip,gülmeye başlar:’’Bilmem,ama gittiğim yerden kart atarım…’’ Kendi kendine gülmeye başlar,Moris ve İlyas son derece ciddidir. Çip’in gülmesi yavaş yavaş azalır.İkisine birden bakar:’’Lan,siz zamanda yolculuğumu buldunuz?’’ Moris panikle masada bulunan kahvesini döker,İlyasta paniklemeye başlar.Çip onları izler,kafasını sallar.

Çip’i laboratuar’a getirmişlerdir.Çip ‘’Zaman Kapsülü’ne bakar. Bu plajdaki soyunma kabinlerine benzemektedir. İlyas ve Moris ona her şeyi izah ederler. Kapsülün içinde kontrol paneli,onun etrafındada düğmeler vardır. Çip kapsülü incelemeye devam eder.Her dokunuşunda Moris ve İlyas panikler.’’İnsan bari daha küçük bir şey bulur,ne bileyim saat gibi bişey,hiç yaratıcı değilsiniz be!’’ Çip’i apar topar kapsülden çıkarırlar. Ve akıllarında ki soruyu sorarlar:’’Zamanda yolculuğa var mısın?’’ Çip gülmeye başlar.’’Varım tabi.Bekleyin çanta yapıp geliyorum.Ya siz lisedeyken çatlaktınız,şimdi kafayı falan sıyırdınız be!Benle dalga geçmeyin…’’ Çip sırtını dönüp uzaklaşmak üzereyken Moris ona seslenir:’’ İnsanlık için…’’ Kilit kelime kullanılmıştır,Çip geriye döner ve Moris ve İlyas’a sarılır.

Birkaç gün sonra Çip ile Laboratuarda buluşurlar.Büyük gün gelmiştir.’’Hanımla ufaklığa iş gezisine çıkıyorum dedim,gidipte dönemezsem ağzınıza sıçarım ha!’’ Moris ve İlyas kafalarını sallarlar ve Çip kapsüle girer,kapsül kapanır.içeride mikrofon vardır.’’Hangi yıla gitmek istiyorsun Çip?’’ Çip mikrofona döner:’’Fransız ihtilali olmasında neresi olursa olsun…’’ Gülmeye başlar.İlyas ve Moris huzursuzdur.Yaptıkları seçim hakkında tartışmaya başlarlar.O sırada Çip kapsülde bir vidanın gevşediğini görür:’’Ulan yapacaksınız tam yapın şu işi be salak herifler!’’ Cebinden anahtarını çıkarır ve vidayı sıkıştırmak için kullanırken,destek aldığı eli ile yanlışlıkla bir tuşa basar.Kırmızı ışık yanar.Moris ve İlyas hala tartışmaya devam ederler.Çip içeride panik olmuştur.Ne yapacağını bilemez ve başka bir tuşa daha basıp yanan ışığı söndürmeyi dener ama diğer tuşa basmasıyla makineden inanılmaz bir ses gelir.Moris ve İlyas’ta bir an korkarlar.’’Zaman Kapsülü’’ harekete hazırdır.Ama henüz bir tarih ayarı yapılmamıştır. Çip panikle ‘’Random’’ tuşuna basar.Ve bir anlık ışık demeti ile birlikte etraf karanlığa bürünür.Işıklar sönmüştür.Moris ve İlyas panikle çekmeceden aldıkları Fenerleri çıkarırlar.Kapsüle baktıklarında,görünen manzara karşısında şok olmuşlardır.Kapsül yerinde yoktur,yerinde dumanlar çıkmaktadır.Ve sevinmeye başlarlar,ardından İlyas’ın suratı asılır:’’Geriye nasıl dönecek? ‘’ Moris’in de yüzünde bir anda korku hakimdir:’’Geri dönüşü değilde,ya Tarihi değiştirecek bir şeyler yaparsa…’’ Moris ve İlyas inanılmaz paniklerdir.Elleri kolları tutmamaktadır.

Geniş bir çimenlik alanda bir adam uçurtma uçurmaktadır. Havada bozmak üzeredir.Gök gürlemeye başlar.Hemen ardından şimşek çakar.Şimşeğin çakmasıyla ‘’Zaman Kapsülü’’ oraya düşer.Uçurtma uçuran adam panikler,elinde uçurtmasını bırakıp heyecanla kapsüle koşar.Tam yakınlaşmışken içinden Çip çıkar.’’Sizin yapacağınız kapsülün be taaa mına koyiimmm!’’ Çip ile uçurtmayı uçuran adam göz göze gelirler. Çip gülmeye başlar:’’Ben kamera şakası yiyecek adammıyım be?Birde üşenmeden adamı giydirmişiniz.’’ Adam meraklı gözlerle Çip’e bakar. Çip etrafını gözler:’’Dekorda iyiymiş,masraftan kaçınmamışsınız bakıyorum.’’ Adam hala Çip’e bakmaktadır,dediklerinden bir şey anlamaz.Ve en sonunda sessizliği bozar:’’Hello Sir,My name is Benjamin Franklin…’’ Çip güler:’’Bende Muhammed Ali…’’ Gülmeye başlar,o sırada etrafına bir sürü kişi gelir,kendi aralarında konuşmaktadırlar.Kıyafetleri 1700’lü yılların kıyafetleridir.Yutkunur,hafif bir ağlamaklı bir ses tonu ile kendi kendine :’’Şimdi sıçtıkkk işte’’

Ve Çip tarih yolculuğuna başlar,Moris ve İlyas onun yolculuğunu tarih kitaplarından ve internetten takip etmektedir. Değiştirdiği her tarihi olay aynı anda Tarih kitapları ve internette de değişiyordur. Farkında olmadan Dünya Tarihi mi değişiyordu? Öyle bir şey olamazdı elbette ama yolculuk yapan kişi ‘’ÇİP’’ idi.Onun olduğu yerde her şey mümkündü…





Blog Ekle

2 Temmuz 2009 Perşembe

Lost'ta Manyak Samimi Ambians...


Son zamanlarda yediğimiz içtiğimiz Lost olmuştu.Zaten son sezonda oyuncu olarak yer aldığımı söylemiştim,arada birde İlyas ile beraber sete gidip,yeri geldi mangal yaptık,yeri geldi çay içtik,yeri geldi denizde deve güreşi oynadık...Bizde ekipten biri olduk çıktık ve en sonunda JJ'in yoğun gazı ile dublör olarak kullandılar bizi...ilyas renk itibarı ile Sayid'in ben ise Jin'in dublörü olduk...Ayrılmaz dörtlü olduk,yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu...Ambians manyaktı.Ta ki Sayid'in İlyas'a:''Brokeback Dağında Kayağa ne dersin?'' sorusuna kadar...İlyas'ın gözü döndü ve Sayid'e saldırmasıyla beraber setten kovuldu.Ben peşinden gitmedim,salakmıyım yaw...Ararım seni İlyas,yolun açık olsun...


30 Haziran 2009 Salı

İlyas Anadolu Yollarında...


Kadim dedim,dost dedim,hezarfen demeyi unuttum.Türkiye'yi arşınlayarak gezen İlyas geçen haftalarda Doğu Anadolu'ya gitti.Gezmediği şehir kalmadı,çalışkan ve idealist bir insan olan İlyas'ın önündeki tek engel Sıcaktı...Ama o da nefsine yenik düştü ve serinleme pahasına oldukça rahat şeyler giydi.Soldaki resim çekildikten sonra İlyas'tan bir daha haber alınamadı,pozu verirken yüzlerce çiftçinin saldırısına uğradı ve apar topar kaçtı.İsmini Brüno olarak değiştirdi ve Almanya da konulu film endüstrisine hızlı bir giriş yaptı.''Baltaya Sap Ol Harold!'' isimli filminin çok ses getireceği söyleniyor,İlyas(Brüno) Sap rolünde dehşet performans sergiliyormuş...

26 Haziran 2009 Cuma

Fenni Sünnetçi İlyas...


Humanistir...Hayvan sevgisiyle dolup taşar,Botanik aşığıdır...Vejateryendir,sadece tabuk kanadı yer...Ama herşeyden önce insandır İlyas,adam gibi İlyas...Hasta Beşiktaşlı olmasıda cabasıdır.Sene başında içki sofrasında:''Çip,bu sene Beşiktaş şampiyon olsun,dile benden ne dilersen!!!'' Yanımda Mursi,birbirimize baktık,Mursi entersan bir adam Nörolog yerine Ürolog'a giden bir delikanlı.Güldü:'' Olsun,toplu sünnet şöleni yap!'' İlyas ta içkinin etkisiylke:''Tamam lan,yapmayan g..ttür!'' dedi. Beşiktaş şampiyon olduğunda tam tura çıkacakken,Mursi onu dürttü:''Lan İlyas,şölen ne olacak ha?'' Dediğim gibi hümanist bir insandı,verdiği sözü tutmak zorundaydı.Çok para harcadı,345 çocuk demek 345 kesilecek pipi demekti. ''Çip,sünnetçiye ödeyecek param kalmadı.Biraz borç versene!'' Yutkundum:'' Olsa dükkan senin oğlum,1 sevap işleyecen tam işle bari,sen neden kesmiyorsun? Sevap çarpı 5 felan olur!'' dedim. Sevaba inanan bir kişiydi kendileri.Tamam dercesine yüzünde oluşan tebessümün ardından hemen onu dışarı çıkardım.10 tane makas aldım,parmaklarına monte ettim. Ve yürü dedim...345 çocuğu 35 dakikada sünnet etti. Artık aziz olmuştu ama pestilide çıkmıştı,hemen deklanşöre bastım.Bu mutlu anı resmettim....


23 Haziran 2009 Salı

Kod Adı İlyas...Evlere serviste sınır tanımasss...


Ekonomik kriz Kadim dostum İlyas'ı da kurbanları arasına aldı. Ne yapıp etti kendine ilave bir iş kolu yarattı...Kapı kapı gezerek ''Mutlu Sonlu Masajcı'' oldu. Genelde 100 kilo üzeri kadınlara hizmet veren İlyas,kısa sürede Franchise vermeye başladı.Mursi elemanlarından biri oldu,onun müşteri profili kaslı ve sportmen erkeklerdi. Ekonomik kriz İlyas'tan hiçte teğet geçmişe benzemiyor,sanki o ekonomik krize geçirmiş gibi...Aferin İlyas,bu doğru yoldan dönmek olmass...


8 Haziran 2009 Pazartesi

Mursi Dünyaevinde...

Daha evvelden Mursi'nin Kaplanla yaşadığı dillere destan aşkı size anlatmıştım.Bende o kaplanı vurdum sanmıştım.Ama yanıldım. Mursi onu teşhis etmişti.Gereken o kaplanı bulmaktı.Mursi'nin mutluluğu için bunu yapmalıydım.Basın gücümü kullanmalıydım:Önce Ophrah Winfrey'i aradım:''Ne zaman istersen Çip'' yanıtını aldıktan sonra David Letterman ile Leno da OK verdi. Ve bütün dünya seferber oldu ve en sonunda bulundu.Kavuşmaları inanılmazdı,Türk televizyonlarında canlı yayınlandı ve ratingleri ile çoğu diziyi geride bıraktı.Henüz bir adı yoktu,Mursi ona 'Simmy' ismini verdi ve çift bir ömür boyu Pet-Owner(Evcil Hayvan-Sahip) olma kararı aldılar.Bu büyük bir sorumluluk gerekiyordu.Çünkü Simmy yan binada oturan 3 kediyi severken yanlışlıkla yutmuştu. Tören için herkes hazırdı:Benim dışımda. Benim yokluğumda Mursi'nin şahitliğini İlyas yaparken,Simmy'nin şahitliğini kedi Garfield yaptı. Tören sonunda Garfield'ı kimseler görmedi.Şimdi o kayıp aranıyor. Yukarda bu törenden bir enstantene görüyoruz.(Fotoğraf:Nihat Odabaşı)




5 Haziran 2009 Cuma

Avrupa'nın iki yakası bir araya gelmicek...

TV de yıllardır aynı istikrarla devam eden Avrupa Yakasının bundan sonra iki yakası bir araya gelmeyecek gibi.''Sayın Fert'' isimli komedi dizisi çok yakında ekranlarda olacak.Dizinin başrollerinde Çip,Mursi ve İlyas'ın dışında genç yetenek Pipitikas da olacak. Çip bu konu ile ilgili şu açıklamalarda bulundu:''Ne alaka Seinfeld'den çaldığımız.Uzaktan yakından alakası yok,hem Seinfeld'in yapım aşamasında benim çok etkinliğim olduğunu bilmiyormuydunuz?Heeee!Bilmiyormuydunuz?'' Agresif tavırları ile dikkat çeken Çip,basın toplantısını terk etti.Onu orada 1 saat bekleyen mensuplar,gelmeyince telefonlarına asıldılar.Çip onlara kırılmış ve Taksim Kızılkayalarda hamburger yemeğe gitmişti.Türkiye bu diziyi dört gözle bekliyor...

2 Haziran 2009 Salı

Son Derbi Samuray - Çok Yakın,bildiğin gibi diil...


Türk sineması gün geçtikçe gelişiyor ve ben bundan son derece büyük bir haz duyuyorum. Şimdi çekimi yapılan ''Son Derbi Samuray'' isimli film içinde arkadaşlarımı kıramadım ve sete damladım. ''Çip,sende mi oynuyorsun?'' diye girdi lafa İlyas. Sadece güldüm,kendisi başroldü.Ve kimin sayesinde orda olduğu çok aşikardı. Konu ne dedim filmin? Çok fantastik dedi.Öyle böyle değil.Eeee,anlat o zaman dediğimde İlyas heyecanla bana filmin konusundan bahsetti:'' Çip,şimdi biz bir köyde yaşıyoruz. Ve ben köyün başıyım. Yoko Omo 'yu çok seviyorum.'' Allah mesut etsin kardeşim dedim. İlyas hala heyecanla anlatıyordu:'' Ve saç sakal bir yere karışmış,mutlaka traş olmam gerekiyor.Damat traşı ve köyde jilet kalmadı. Sadece komşu köyde bir tane var ve onu satmıyorlar,hatta ufaktan ona tapma falan var.'' Eeee,dedim. ''Bende adamlarımla o köye saldırıp Derbi Samuray'ı çalmaya gidiyoruz...Çalamazsak damat traşı olamıyacam,olamazsam evlenemiyecem.Evlenemezsem....'' Öffff tamam yeter be anladım. Bu filmi hangi salak yazar dedim.İlyas güldü:''Abi,senin senaryon değilmiydi bu?'' Yutkundum,İlyas ile öpüştüm ve ıslık çalarak setten uzaklaştım.



26 Mayıs 2009 Salı

''Sahil gerçekten güvenli mi?'' Yakında...



Tranfer bombalarının ardı arkası kesilmiyor...Biraz çevre biraz arkadaş hatırı BAYWATCH artık Türkiye de...Kilyos sahillerinde çekilcek dizi şimdiden Türkiyeyi sallayacak gibi.Başrollerde benim yakın arkadaşım İlyas,yanında melekleri Dana İnternational,Hadise,Kadırgalı ve Şehrazat eşlik ederken,diğer yamak rollerinde Behlül ile Ajdar kamera karşısına geçecek.TR televizyonlarının en bütçeli dizisi olarak göze çarpan ''Sahil gerçekten Güvenli mi?'' beraberinde oyuncularada ağır yük bindirdi.Mesela: Ajdar,kesinlikle set içinde şarkı söylemeyecek.Söylediği anda bir günlük yevmiyesi kesilecek. Dana İnternational(Diva şarkısı ile Eurovision'u kazanan Travesti) kesinlikle kadınlar tuvaletini kullanacak,kullanmazsa kesilecek olan yevmiyesi olmayacak.Hadise'ye sen olduğun gibi ol emri verildi. Seda Sayan ise şezlongu kenara çekip kadın programı olayına girmeyecek. Şehrazat denizden babam çıksa yerim lafını kesinlikle bir kenara bırakacak,ve Dolar Euro paritesine dikkat edecek.Behlül ise bir umut belki karaya bir denizkızı vurur diye beklemeyecek,denizkızı karaya vurursa tekrar denize bırakılacak.Sevgili dostum İlyas'a herhangi bir madde yok,o gerekeni yapar...

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Na-Ren-Ci-Ye



Müziğe olan sevgimin ne kadar fazla olduğunu zaten anlatmışımdır sizlere. Zaten yeri gelince Amadeus,Strauss gibi duayenlerle de neler yaptığımı anlatacağım.Ama kurduğumuz grup'' 6'lı Ganyan'' aslında bir nevi insan yelpazesiydi.Ben herzaman kızılderililere karşı bir sempati besledim,Selim ise askerden gelir gelmez gruba dahil edildi,Mursa hemen polis kıyafetini üzerine geçirdi,İzzet ise yaratıcı bir çocuk olduğundan kafasına bareti giydiği gibi geldi.İlyas'ın hala kıyafetini anlayamadım,bir akşam beni evinde ağırlayıp anlatacakmış. Recep İvedik ise beni fazla sevmediğinden Kovboy oldu.ben ne yaparsam tersini yapmayı sever sağolsun.ilk çıkış şarkımızdı Na-ren-ci-ye...Bayağı iddialı bir yapımdı. şarkımız radyolarda bayağı çalmaya başladı,turneye hazırdık...Fakat gittiğimiz bir radyo kanalında duyduğumuz şarkı dünyamız karardı.Bizim şarkının aynısı,sadece YMCA diyorlardı,Narenciye olmuş YMCA...inanılmaz sinirliydim,baktım Recep toz olmuş hemen...meğer şarkıyı o satmış...Athırsızı!