Hayatımın en güzel zamanları Arenada geçti.Ama açık olanında,diğerinde Televizyonda sıkıntılı dakikalar yaşattı bana Uğur Dündar.Neymiş yemek yaparken galoş giymemişim...Ben Arena'ya çıktığımda neler giyiyordum biliyormusun sen? Neyse boşverin giydiklerimi...Size Maximus gerçeğini anlatacam,arkanıza yaslanın,dallanın budaklanın... Sezar ile aramın ne kadar iyi olduğunu biliyorsunuz,size anlatmıştım.Bütün Sezarlar beni çok severdim,özellikle Marcus Aurelius'un oğlu gibiydim. Bana hep evlat diye hitap ederdi,oğlu Commudus,salağın tekiydi.Hep beni kıskanırdı.Ve bana birgün bir tezgah kurdu,tezgahta çorap vardı.Çorap satmamı istedi,toplanacak hasılat ise Pisa Kulesi'nin düzeltilmesi için kurulan Fon'a gidecekti.Gönül adamıydım kabul ettim. Meğerse öyle birşey yokmuş,Roma Belediyesi Zabıtaları beni paketleyip götürdüler.Marcus Aurelius'a ulaşmam lazım derken,Allah'ın rahmetine kavuştuğu haberi geldi.Beni sürdüler. 1.Haftam dolmadan koğuşun ağası olmuştum. Biri yanıma yaklaştı:''Çip,haftalardır burdayım,bir çay içemedim.Kulun olayım bana 1 çay söyle.''Pis sakallı endamlı biriydi.Çayını söyledim,öyle bir içişi vardı ki yüreğim cız etti.Adın ne senin paşam? dedikten sonra cevabı geldi:''Benim adım Maximus Decimus Meridius,generaldim.Commudus'un tezgahına geldim...'' Hemen lafına atladım:''Sanada ikizlere takke tezgahı mı açtı?'' Anlamamıştı,o anlayana kadar içeri birkaç kişi girdi ve bizi seçip aldıkları gibi götürdüler. Arenaya çıktık,herkes bizi yuhluyordu.Maxi yanıma geldi:''Sen bana çay verdin ya,bunu asla unutmayacam,arkanı kollicam Çip'' dedi. Kolla bakalım,ben seninkini kollamiyim derken.Tribünlere Commodus denyosu gelmişti.Kıl oluyordum o adama.Ve biri borazan çaldı üzerimize bir sürü kişi saldırdı,elimde benim ağırlığımda bir kılıç vardı. Romalı bir gladiator üzerime nara atarak koşuyordu,kavga etmeyi,savaşmayı sevmeyen bir insan olduğumu hep dile getirdi.Yanıma geldi,tam kılıçı sallayacak:''Ya 1 dakika birşey söylicem.'' dedikten sonra durdu.Ve Maxi onu alaşağı etti.Ben kimle konuşup,savaşmayalım,hepimiz kardeşiz demeye çalışsam Maxi hepsini dümdüz ediyordu. Ve sonunda adam kalmadı. Tribünler yıkılıyordu,bende havaya girmiştim.omuzlardaydım.Tribünlere Hindi baba çektirdim:''Hindi baba hindi'' Heyalllahhh...Arenaya indi....heyaalllahhhh....Commodus'a bindi....heyallllahhhh
roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Haziran 2009 Çarşamba
Shlomus Çiprutus...Arena'nın gözbebeği
Hayatımın en güzel zamanları Arenada geçti.Ama açık olanında,diğerinde Televizyonda sıkıntılı dakikalar yaşattı bana Uğur Dündar.Neymiş yemek yaparken galoş giymemişim...Ben Arena'ya çıktığımda neler giyiyordum biliyormusun sen? Neyse boşverin giydiklerimi...Size Maximus gerçeğini anlatacam,arkanıza yaslanın,dallanın budaklanın... Sezar ile aramın ne kadar iyi olduğunu biliyorsunuz,size anlatmıştım.Bütün Sezarlar beni çok severdim,özellikle Marcus Aurelius'un oğlu gibiydim. Bana hep evlat diye hitap ederdi,oğlu Commudus,salağın tekiydi.Hep beni kıskanırdı.Ve bana birgün bir tezgah kurdu,tezgahta çorap vardı.Çorap satmamı istedi,toplanacak hasılat ise Pisa Kulesi'nin düzeltilmesi için kurulan Fon'a gidecekti.Gönül adamıydım kabul ettim. Meğerse öyle birşey yokmuş,Roma Belediyesi Zabıtaları beni paketleyip götürdüler.Marcus Aurelius'a ulaşmam lazım derken,Allah'ın rahmetine kavuştuğu haberi geldi.Beni sürdüler. 1.Haftam dolmadan koğuşun ağası olmuştum. Biri yanıma yaklaştı:''Çip,haftalardır burdayım,bir çay içemedim.Kulun olayım bana 1 çay söyle.''Pis sakallı endamlı biriydi.Çayını söyledim,öyle bir içişi vardı ki yüreğim cız etti.Adın ne senin paşam? dedikten sonra cevabı geldi:''Benim adım Maximus Decimus Meridius,generaldim.Commudus'un tezgahına geldim...'' Hemen lafına atladım:''Sanada ikizlere takke tezgahı mı açtı?'' Anlamamıştı,o anlayana kadar içeri birkaç kişi girdi ve bizi seçip aldıkları gibi götürdüler. Arenaya çıktık,herkes bizi yuhluyordu.Maxi yanıma geldi:''Sen bana çay verdin ya,bunu asla unutmayacam,arkanı kollicam Çip'' dedi. Kolla bakalım,ben seninkini kollamiyim derken.Tribünlere Commodus denyosu gelmişti.Kıl oluyordum o adama.Ve biri borazan çaldı üzerimize bir sürü kişi saldırdı,elimde benim ağırlığımda bir kılıç vardı. Romalı bir gladiator üzerime nara atarak koşuyordu,kavga etmeyi,savaşmayı sevmeyen bir insan olduğumu hep dile getirdi.Yanıma geldi,tam kılıçı sallayacak:''Ya 1 dakika birşey söylicem.'' dedikten sonra durdu.Ve Maxi onu alaşağı etti.Ben kimle konuşup,savaşmayalım,hepimiz kardeşiz demeye çalışsam Maxi hepsini dümdüz ediyordu. Ve sonunda adam kalmadı. Tribünler yıkılıyordu,bende havaya girmiştim.omuzlardaydım.Tribünlere Hindi baba çektirdim:''Hindi baba hindi'' Heyalllahhh...Arenaya indi....heyaalllahhhh....Commodus'a bindi....heyallllahhhh
Etiketler:
borazan,
commodus,
çay krizi,
çip,
çorap,
gladiator,
ikizlere takke,
julius sezar,
marcus aurelius,
maxi,
maximus,
roma,
roma belediyesi,
tezgah,
zabıta
2 Haziran 2009 Salı
Sezar'ın Hakkı da bana...
Roma İmparatorluğu ziyaret ettiğim en güzel yerdi.İmparatorluk gibi imparatorluktu. Cıvıl cıvıl bir yerdi. Ama benim oraya bu kadar çok gitmemin sebebi yakın dostum Julius Sezar idi. Gene beni çağırmıştı,doğumgünü için çok güzel bir parti hazırlığındaydı. Partileri ne kadar çok sevdiğimi iyi bilirdi. Eşi hamileydi. Ve ilk kez baba olacaktı. Onun heyecanı her tarafını sarmıştı bile.Beni Brutus karşıladı,suratsız bir adamdı,odama yerleştirdi.Kapıda Sezar ile karşılaştık,Brutus izin istedi ve yanımızdan ayrıldı. Ona ters bakışımı yakalamıştı Sezar:''Hayırdır Çip?Birşey mi yaptı?'' Yok dedim,ama sinsi bir tipleme,seni arkandan vurabilir gibime geliyor dedim.Güldü ve adıma verilen davete katıldık. Dana Carpaccio mükemmeldi,yemek gayet keyifliydi.Sigaramı çıkardım,ağzıma götürür götürmez bir çakmak uzandı.Neron'du bu kişi.Bir an korktum.Sigaramı yaktı.Sezar korktuğumu anladı,kulağına eğildim:''Ya bu Neron'un eline ateş falan vermeyin,Roma'yı falan yakar günün birinde.'' dedim,sırtımı sıvazladı.Sezarcığım,yemek sonunda benim için özel dondurma yaptırtmıştı:Roma dondurması.Tabaklara servis yapıldı,iştahla yedim. Sezar kendi hakkını yemedi,onuda bana verdi. Olmaz,kabul edemem dedikten sonra,Sezar'ın hakkı Sezar'a diyip,dondurmayı tabağına geri koyduğumda bütün salon beni ayakta alkışlıyordu.Gözler dolmuştu ama Sezar'ın karısının o sırada suyu geldi. Etrafta doktor yoktu.Sezar panikledi.Sağa sola koşturmaya başladı,onu sakinleştirdim.Karısını odasına çıkardık.Sezar hala panikti.Ne yapacaz ne edecez derdindeydi.''Sıkma canını,Grey's Anatomy'i hatim ettim ben,birşeyler yapabilirim sanırım.'' Ve işe koyuldum,yanımda Sezar'a getirdiğim hediye Yeni Rakı'yı kadıncağıza içirdim.Kafayı bulduktan sonra ne yaparım ne ederim derken,gereken doğumu gerçekleştirdim.Değişik bir tarzdı.Herkes çok şaşırmıştı:''Bu doğumu sana adıyorum Sezar,bunun adı Sezaryen olsun...''Gene alkış gene şamata. Sünnetinde kirve olacağımı söyledim,bana bön bön baktılar.Jeton geç düşmüştü bir kere...
Etiketler:
brutus,
çip,
gladiator,
grey's anatomy,
julius sezar,
roma,
roma dondurması,
sezarın hakkı,
sezaryen,
sünnet
22 Mayıs 2009 Cuma
Da Vinci Kodu Raphael Dumur oldu...

İtalyaya gitmeyi oldum olası sevmişimdir.Çok nezih ve entellektüel dostlarım oldu orada.Toprakları bol olsun bir akşam Raphael,Leonardo(da Vinci),Donatelleo ve Michalengelo oturmuş,leziz italyan şarapları tadıyoruz.Da vinci de tık yok,son zamanlarda üreticilik sıfır.Ama dördü kanka,çok tuttum.Hatta dedimki,günün birinde Ninja Kaplumbağalar diye tiplemeler çıkarsa,kesin sizin adlarınızı verirler dedim.Ama anlamadılar,ayrı telden çalıyorduk.Rapho oldukça üretkendi,Da vinciye de bayağı takılıyordu,birşey yapamıyor diye. Da vinci o gece çok içti,onu orda bırakmak istemedim.Evine bıraktım,baktım duvarlarda uçağa benzeyen figürler.İlgilendiğimi sandı,dedim ya bu ne lan?Uçmaz lan bu...Çizeceksen Concorde falan çiz dedim,ismini bile anlamadı.Onu soydum(iyi amaçla) ve yatağına yatırdım.Bende kanapeye kıvrıldım. Sabah bir ses:''Çippppp,çabuk kalk!'' Kanapeden düştüm:''Napoleon mu girdi dedim?'' Ve beni bir koltuğa oturttu,üzerimede entari tarzı birşey verdi giymem için,beni bozar dedim,rica minnet giydirdi.Ve aç susuz 10 saat aynı yere oturdum.Kıçımı hissetmiyordum,sonunda dayanamadım:Ya Leonardo,ben acıktım,yemek sepetinden pizza mı söylesek dedim.Duymamazlıktan geldi,ben sinirlendim.Açken ciddi kalp kırabilen bir tipleme oluyorum.Tam kaydıracakken,bitti dedi...Ve resmi önüme Koydu.Budur dedi.Ne lan bu dedim. Gülmeye başladı:'Mon ami Çip'' dedi. Ya saçmalıyorsun olum,böyle tablo ismimi olur dedim. Poz iyi,köşe bakkalın kızı Mona yı çiz,Mona Lisa koy tablonun adını dedim...Anında fırladı ve Mona ile eve geldi,10 saatte o oturdu aynı kanapeye,aslında kanapeyi değiştirdiler.Ben öyle ısıtmışımki.Arada ben hala açım,gidiyorum dedim,tınmadı.Rapahel ile Roma da Türk lokantasında yedik içtik ...gerisi de bana kalsın. Ve 1 ay sonra Mona Lisa çıkınca Rapho dumur oldu.Ve bana tavır takındı ona yol gösterdim diye.Ben sanatı destekliyorum dedim,o da dumur olmakla yetindi...çokta takarım Rapho'yu...
Etiketler:
çip,
da vinci,
kebap,
michalengelo,
mona lisa,
ninja kaplumbağalar,
pizza,
resim,
roma,
sanat
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
