ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2009 Cuma

Turkey's Got Talent...Really?

Son zamanlarda Facebookta dönen videolardan sonra herkes bu yarışmanın varlığını gördü.Adı Britain's Got Talent...Yani Britanya'nın yeteneği var.Simon Cowell ile American İdol'da tanıştık. Bir barda drink aldık.Esas çocuk,bilgili,üstelikte gurme.Bana Britain's got talent ta jüri olacağını söyledi. Çok sevindim. Hafifte kıskandım.''Sende düşünür müsün?'' dedi.Şok olmuştum.Sen,ben ve Amanda sunarız.Rating rekorları kırarız tarzında konuştu.Manyak sevindim. Hemen istanbul'a geldim. Valizimi yaptım,yetenek avına çıkıyordum,silahımı servisten aldım. İyi bir yetenek avcısıydım,Honoluluda ki evimizde duvarda Ajdar'ın kafası vardı.wonDOr woman,herzaman olduğu gibi beni uyardı:''Çip,İngiltere vizen var mı?'' Valla o kadar çok geziyorumki,bunu hiç düşünmedim. Pasaportuma baktığımda vizemin geçmiş olduğunu gördüm,panikle konsolosluğa gittim.Vizeleyin beni diye bağırıyordum. Kimse beni kaale almadı. Durumun önemini anlattım,Kraliçe'nin öünde yeteneklerini sergileyecek kişileri seçecektim. Güldüler,inanmadılar.Prens William'ı aradılar,onunla pek sevişmediğimizden dolayı vizemim vermediler. Yarışma bensiz başladı,yerime Piers adında bir kılkuyruk aldılar.Ben sadece Tv'den izledim.Yarışma sonu Simon'ı aradım.Gel dedim Türkiyeye,burada yetenek arayalım:''Çip,iyi güzel söylüyorsunda.Sizde yetenek varmı?'' diye sordu.Sadece güldüm:''Siz 15 milyon biz 75 milyon,düşün artık...'' Heyecanlandı,koşarak geldi.Ve basının karşısına geçtik.Yanlız 1 bayan jürimiz eksik,halen onu arıyoruz.Bulur bulmazda Türkiye yeteneğine kavuşacak...

4 Haziran 2009 Perşembe

Seksin Piri...dize getirdi Shakespeare'i...

Mursi oldukça komplike bir adamdı.Bayağı eskiden tanırım. Ortaçağda İngiltere de takılıyorduk bir ara. O sıralarda insanlar cinselliği keşfetmeye yeni başlamıştı.Mursi bundan oldukça iyi yararlandı,başlarda erotik,davetkar şiirlerle başladı,ardından hikayelere en sonunda ise Konulu Filmlere girdi. O'na İngiltere'nin ''Seksin Piri'' diyorlardı.Özellikle yazdığı ''Bahçemi Su Bastı'' isimli eseri hala büyük bir zevkle izleniyor. O sıralarda çömez bir çocuk olan William(Shakespeare) Mursi'nin peşinden ayrılmıyor,işin incelikleri konusunda eğitilmek istiyordu.Gariban bir çocuktu,yüzüne baktığımda duygulanıyor,içimden ağlamak geliyordu.Mursi de ondan yararlanmaya başladı.Haftada 2 gün eve temizliğe gelen William,diğer 5 günde,evin köpeklerini gezdiriyor,çocuklarını okula bırakıp,evde yemek yapıyordu.Hala birşey öğrenememişti.Bir akşam mutfağa girdiğimde Ayşe Fasülye soyuyordu. Yanına oturdum.''Ne olacak benim sonum Çip abi?'' dedi.Dokunsalar ağlayacaktım ve William omzuma dokundu.Salya sümük derken,anca kendime gelebildim:''Bak William,sen ince ruhlu 1 adamsın.Erotizm aşar seni.Yeteneklisin,ince ruhlusun.Senin daha farklı şeyler yazman lazım.'' Ayşe fasulye'yi soyarken yanlışlıkla parmağını kesti,hemen müdahelede bulundum:''Böyle giderse öldüreceksin kendini.İyisi mi sen sonu ölümle biten bir aşk yaz,temiz bir aşk olsun.2 düşman ailenin çocukları...'' William çok heyecanlandı,bana gözleri ile devam işareti verdi:''Çocuğun adı Romeo,kızın da adı ne bileyim ya Juliette felan olsun....'' Hemen ayağa kalktı,bana sarıldı,yanaklarımdan öptü:''Mursi Bey'e söyleyin istifa ediyorum.'' Kurtalan ekspres gibi evden fırladı ve hikayesini yazdı. Orjinal 1.baskıda bana teşekkürü vardı ama diğer baskılarda malesef çıkarılmıştı.Sorun değil,takmam böyle şeyleri.