telefon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
telefon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2009 Cuma

Evli evine,Köylü Köyüne...


''Şatafattan bıktım Çip,bildiğin gibi değil...'' diye telefon açı Beckham,hemde sabahın köründe. Hemen teselli ettim.Al hanımı,çoluk çocuğu gelin misafirim olun dedim. Telefonu kapadım.wonDOr woman merak etmişti kimle konuştuğumu:''Çip,kim bu sabahın köründe?'' Güldüm.''Bizim David...'' wonDOr güldü:''Gene çocuğuna isim bulmanı mı istiyor? Özellikle Brooklyn'den sonra...'' Alınmıştım,David benim kankamdı, dostluğumuzun köprüsü asla yıkılmazdı.Bu nedenle onun ufaklığına köprü ismi koymak istedim:'' Haliç,Boğaziçi,Galata,Saraçhane... alternatiflerden bir kaçıydı.Ama sonunda Brooklyn'e karar kıldık. Neyse,çoluk çocuk geldiler,evimde ağırladım. Bizim Selocan da sağolsun özellikle Romeo'yu çok sevdi.''Daha basit 1 hayat istiyoruz Çip...'' diyerek sadete girdi. Bu konuda ciddiydi.Akıl fikir alışverişi en sonunda bir çözüme bağlandı. Köyde yaşamaya karar verdiler. Temiz hava,oksijen,dengeli beslenme,çocuklarının çiftçi yetişmesi...Ve Beckham ailesi köye yerleştik.bende birkaç gün bari kılavuz olayım dedim.İnek sağmayı beraber öğrendik.Genelde Victoria sadece sütü ısıtmayı beceriyordu.Ama Beckham ailesinin çehresi sayemde çok değişmişti.

4 Haziran 2009 Perşembe

Graham Bell kop yanıma gel...

Düşünsenize ya,eskiden televizyon yoktu,uçak yoktu,araba yoktu...O zamanlar neler çektiğimi bir ben bir sen birde bebek bilir. Gene Fi tarihinde Amerikadayım. Graham o zamanlar ünlü bir sanayici.Beni bir akşam evine yemeğe çağırdı.Eşi güzel yemek yapmadığından ben sadece kahveye geleceğimi söyledim. Elimde Gülüoğlu Baklavası ile gittim.Sıcak bir karşılama ardından sohbet muhabbet açıldı.Bizim George vardı,onuda çağıralım 3-5-8 oynarız dedim.Çok sevindi,ıslık çaldı.Hemen yanına 18 yaşında şort ve t-shirt lü,atletik bir çocuk geldi.Onun haber maratoncusuymuş.O zamanlar her evde bu sporcu gençlerden var,sağa sola ellerinde haber ve mesaj ulaştırmak için koşturuyorlar. Çocuğun eline bir kağıt yazıp verdi.''George'a götürüyorsun bunu.'' Cebinden çıkardığı 5 dolarıda çocuğun şortundan içeriye attı. Genç adam nefes nefese koşmaya başladı:''Ya Graham,çocuğa yazık değil mi? Bilseydim kanasta falan oynardık.'' Güldü...''Çip,onlarında geçim kaynağı bu.İnsanlar başka türlü nasıl haberleşecek?'' Haklıydı,bir şey bulmak lazımdı:''Ya insanlar Telef olacak...'' dedim...Graham yapacak bişey yok derken ampulüm yandı:''Telef...Telef...Telefon!!!'' O ne dedi Graham.Hemen ayaklandım:''Ya bak benim kafam bilime icada ermez,ama sen akıllı,okumuş adamsın.Bir alet bul,bir düğmeye bas İstanbul'la konuş.Düşünsene.Adı da Telefon olsun.İlerde cep olanıda çıkar,kontörlüsüde.Nasıl fikir?'' Ayaklandı,sakallarını okşadı,bana baktı:''Çok uzadılar ya,berberimi değiştirecem.'' Kızdım:''Ya bırak traşı Graham ya,hadi bul şu telefonu,adamı deli etme.'' Kafası önde beraberce laboratuar'a gittik.Tahtaya birşeyler yazdı,birşeyler anlattı.Ben sadece kafamı salladım.2 hafta sonra telefonu bulmuştu.Beni yanıma çağırdı.Güzel aletti.''Eeee,kimi arıyalım?'' dedi. Çok heyecanlanmıştım.Karnım zil çalıyordu,açlıktan ölecek gibiydim.'' Canım fena kebap çekti,Venge'den sipariş mi versek?'' Graham sevindi,iyi fikir dercesine ahizeyi eline aldı,karşı taraf çalıyordu.Heyecanlanmıştı:''Açarlarsa ne diyim?'' dedi...Pratik zekalıydım ben:''Alo de,karşıdaki de anlamaz zaten..'' Ve karşı hat açıldı:''Alo...'' dedim Graham.Gene insanlığa hizmette bulunmuştum....