kraliçe elizabeth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kraliçe elizabeth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2009 Perşembe

TiTanik Battığında Ordaydım....


''Çip,sen çok yoruldun,al benden sana bir bilet,bin bu gemiye gez dünyayı...'' dedi Kraliçe elizabeth,elime tutuşturdu bileti.Liverpool limanından hareket edecekti,gemi adını duyduğumda gülmeye başladım:''Titanik'' bu kesin batar diye söylendim.Söylenmez olaydım!
neyse bindik gemiye İngiltede bir Avam kamarası geyiği vardır ya,öyle bir kamara vardı işte Titanikte(millet hala taytanik diyor) Kamerada yok yoktu,ama benim canım yaprak sarma ve mantı çekince ve bana temin edilemiyince kudurdum,gemide olan bir veteriner yatıştırdı beni. Sinirlendim ve dışarı gezmeye çıktım,elimde sigaram yürüdükçe yürüdüm ve geminin burnuna gelip yaktım sigarayı...çevrede beyazlıklar vardı,sağda solda,ada sandım ama meğerse Aysbergmiş...o kadar yorgundum ki,gözlerimi kapatıp sessizliği dinliyordum,hava soğuktu,ama ben hissetmiyordum,tam güzel bir şekilde medite olmuştumki,arkamdan,belimden bir el doladı beni:''Roz,bütün gece seni aradım'' dedi... soğuktan konuşamadım,ama arkamdan belini dolayan kişinin heyecanlandığı belli oluyordu.''Benim adım Jack Dawson...'' o sırada ben kendime geldim:''Jack Dawson,sen insanmısın!'' dedikten sonra dövmeye başladım herifi,kaptan bizi gördü ve iyiniyeti ile yanımıza koştu,yardımcı kaptanı uyuya kaldığından dolayıda gemi bir aysberg'e çarptı,baya sarsıldık.Ama ben daha fazla sarsılmıştım,ve ''Titanik benim için bitmiştir!'' deyip,sandal'a atladım.Atlarken biri benden yardım istedi,onuda sandala aldım,bu varoş kamaralarında olan biriydi. Dedim en azından aliyim kürek çeker.Adını sordum Mustafa dedi. Soyadın yok mu oğlum dediğimde güldü,Soyadı kanununun kabul edilmesini bekliyorum efendim dedi.güldüm.Çok bekleme,soyadın sandal olsun dedim,güldük ve sarıldıküreklere...Birkaç gün sonra öğrendimki Titanik batmış,malzemeden çalarsan batar kardeşim...

Para'yı Lidyalılar NAH! buldu....


Frigyada bunaldığım bir dönemdi,hep aynı şey hep aynı şey. sıkıldım atladım kanoma ve gidebildiğince gittim,karaya indiğimde ''Lidya'ya Hoşgeldiniz'' yazısını görünce,Lidyaya geldiğimi anlamam zor olmadı. Güzel bir ülkeydi ama evler çok küçüktü.Ben rahatıma fazla düşkün bir kişi olarak hemen şatoya yöneldim,kapıda güvenlik yoktu,elimi kolumu sallayarak içeri girdim,çünkü elimde çantam yoktu. Koridorda yürürken bir ses ile irkildim:''Harcadınız beni be ,yazıklar olsun!'' Kapıdan dışarıya hoşça bir kadın çıktı,merakla o odaya girdim.45 yaşlarında bir adam tahtta oturmuş ağlıyordu.Yanına yaklaştım:''şef,neyin var?'' Adam ağlamaya devam etti:''Yıllardır böyle,eşim,çocuklarım halkım durmadan beni harcadılar.Ama sıkıldım ben...'' Cebimden Selpak çıkarıp Krala uzattım.O manzara bana çok dokundu ve hemen aklıma bir fikir geldi:''Ya sizi neden harcasınlar ya,başka bişey bulsak,onu harcasalar?'' Kral ayaklandı,heyecanlanmıştı.Omuzlarıma yapıştı:''Mesela?'' O anlık stresle birşeyler sallamam lazımdı ve aklıma o geldi:''Mesela...Para...insanlar onu harcasın...Heee?'' Kral çok sevinmişti,bana sarıldı ve öptü:''O zaman hemen buluyorsun parayı...'' Beni kral dairesinde ağırladı ve ben bütün gece Para'yı bulmak için uğraştım,kim kaybettide biz bulacaktık derken ben buldum.Ve üzerine kendi resmimi koydum ve Lidyaca yazı bile yazdım:'' Con Honler Humanitas,Honler Monedas'' Yani insan harcama,para harca...Paylaşmak istedim,parayı ben buldum.Lidyalılar değil.